Türkiye’de Gastrik Mini Bypass Ameliyatı

 

Türkiye’de gastrik mini bypass ameliyatı ilk olarak 1997 yılında North Carolina Üniversite Hastanesi’nde Dr. Rutledge tarafından yapılmıştır. Bu ameliyatta midenin bir kısmı üzerinde işlem yapılarak uzun ve daha dar bir mide kullanımına izin verilir. Böylece midenin tokluk hissinin kısa sürede gelmesi az kalori alan bünyenin hızlı şekilde kilo vermesi amaçlanır. Mini Gastrik Bypass yorumları incelendiğinde ise genel olarak işe yaradığı görülmektedir. Bununla birlikte mini gastrik bypass hakkında detaylı bilgi öğrenmek, süreç esnasında ve sonunda nelerle karşılaşacağınız hakkında bilgi sahibi olmak sizin için iyi olacaktır.

 

2000 yılından son zamanlara kadar mini gastrik bypass için doktorlar tarafından tartışılagelen birçok konu vardı. Kimisi safra reflüsü için uyarılarda bulunurken kimisi bu konuda eskiden yapılan girişimlerin başarısızlıklarını anlatmıştır. Sonuçta obezite büyük bir sorundur ve tedavisi içinde bazı yöntemler denenmiştir. 2005 yılında ise Mini gastrik bypass ve Roux-en-Y’ye revizyon adıyla yayınlanan makale bu konuda atılan önemli bir adımdı ve genel olarak cerrahi çevresinden değer gördü. Türkiye’de ise Murat Üstün, mini gastrik bypass ameliyatlarının doğru tanınması ve uygulanması için Dr Rutledge ile mini gastrik bypass sertifika kursları düzenlemektedir.

Contents

Obezite Nedir?

Obezite Nedir
Obezite Nedir

Obezite, pek çok hastalığı tetikleyen bir hastalıktır. Kişinin vücut ağırlığının dengeli olmadığı bir durumdur. Bu dengesiz oran hesaplaması BMI ile hesaplanmaktadır. Fazla kilo olması nedeni ile en başta kalp olmak üzere pek çok organ olumsuz etkilenir.

Gastrik Mini Bypass Nedir?

Mini gastrik bypass tekniğinde kaz ayağına benzetilen bir kısmın midenin ayrılma işlemi mide çıkışından 3-4 cm mesafeden başlar. Midenin gövde ve antrum birleşiminden ayrılan uzun bir mide bölümü, alt kısımdan yaklaşık 200 cm uzaklıkta ince bağırsakla birleştirilir. Roux-en-Y gastrik bypass yönteminden farklı olarak bağırsağın yukarı hareketinde herhangi bir zorlukla karşılaşılmaz ve kalın bağırsağın önünden yapılır. Böylece daha sağlıklı bir yapı elde edilir.

Bu konuda çalışan ve önemli adımlar atan Dr Musella, mide kesesinin uzun ve dar olmasının önemine dikkat çekiyor. Stapler, uygulanan alanın 1 cm’den daha fazla arkasına yerleştirilmemeli ve tüp mide ameliyatından farklı olarak mide-yemek borusu birleşimine 1-2 cm’den fazla yaklaşmaya gerek kalmadan bağlantı tamamlanır. Böylece tüp mide ameliyatında kaçakların en sık olduğu bu alandan uzaklaşılır ve kaçak riski neredeyse ortadan kalkar.

Zamanla daha fazla yayın tarafından incelenen uzun dönem sonuçlarında mini gastrik bypassın güvenlik, yaşam kalitesi, kalıcılık ve kullanım kolaylığı açısından tüp mide ve Roux-en-Y ameliyatlarına göre üstünlüğü gösterilmiştir. Gastrik Mini Bypass aşamaları şu şekilde ifade edilebilir.

1.Mide Kesesinin Oluşturulması:

Mini gastrik bypass ameliyatında yeni mide poşunun ortalama uzunluğu 18-20 cm olmalıdır. Mide poşu oluşturulurken incisura denilen seviye midenin arkasından geçirilerek 36 F kalibrasyon tüpünden işleme devam edilmelidir. Mide-yemek borusu birleşimine fazla girmeden işlem tamamlanmalıdır. Dar ve uzun mide poşu safra reflüsüne engel olacak en önemli teknik detaydır. Ancak ne kadar mide uzunluğunun safra reflüsü önlemeye yeterli olacağına dair bir çalışma bulunmamaktadır. Ancak vakaların %40’ından azında mide poşuna safra geri akışı gözlenirken, vakaların sadece %3’ünde yemek borusuna geri akış gözlenir.

2. Gastrointestinal Anastomoz

Bazı araştırmacılar mini gastrik bypassın mükemmel sonuçlarına rağmen mideye safra reflüsü ve özellikle yemek borusuna safra reflüsü konusunda ciddi sorunlar olduğunu belirtiyor. Billroth II’de oluşturulan 30-40 cm’lik bağırsak mesafesi mini gastrik bypass’ta 150 cm’den fazladır. Mini gastrik bypass ile Carbajo versiyonu arasında emilimi azaltan bağırsak uzunluğu ve reflü önleyici dikişler gibi farklılıklar da vardır. Tek Anastomoz Gastrik Bypass’ta tüm bağırsak uzunluğu ölçülürken mini gastrik bypassta buna gerek yoktur.

Bağırsak halkası antikolik ve antegastrik olmalı yani mide ve kalın bağırsağın önünde yer almalıdır. İzoperistal, yani bağırsak hareketlerine paralel oluşturulmalıdır. Ancak Carbajo anastomozun mide ön duvarında oluşturulmasını isterken, klinik çalışmalarda iki model arasında bir fark bulunmadı. Ayrıca posterior anastomozun daha işlevsel olduğuna ve mide poşunun daha kolay boşalmasını sağladığı düşünülmektedir. Bu aynı zamanda muhtemelen safra materyalinin temizlenmesini de kolaylaştırır. Gastrointestinal anastomoz yan yana, arkada, yaklaşık 30-35 mm olmalıdır.

3. Stapler Önerileri ve Stapler Hattı Güçlendirme

Bağlantılar hakkında yapılan araştırmalar normalden daha fazla kanama bildirilmiş olsa da, bu klinik olarak ciddi bir durum değildir. Stapler hattının güçlendirilmesi konusu hala tartışmalıdır ve bir fikir birliği yoktur. Stapler hattını güçlendirmek için fibrin yapıştırıcı, payanda materyali kullanmak gibi yöntemler olsa da yararları ve zararları tam olarak kanıtlanmamış yöntemlerdir.

4. Emilimi Azaltan Bağırsak Mesafesinin Belirlenmesi

Doktorların geçtiğimiz yıllarda Roux-en-Y bypass’ın kısıtlayıcı ve absorpsiyon azaltıcı özellikleri ile etkili olduğunu düşünmelerinden ve absorpsiyon azaltıcı etki işlemin faydalarını maksimize ettiğinden, absorpsiyon azaltıcı mesafe yavaş yavaş genişletildi ve distal gastrik bypass kavramı doğdu. Roux-en-Y bypassından sonra toplam kalori azalmasının sadece %11’inin absorpsiyon azaltıcı etkiden kaynaklandığı bilinmektedir. Ayrıca Roux-en-Y ameliyatının en faydalı sonucu 100-200 cm biliopankreatik uzunlukta gösterdiği tespit edilmiştir.

Roux-en-Y ile olan sonuçlar, bağırsağı 150 cm’den fazla bypass etmenin klinik sonuçlarda önemli bir iyileşme sağlamadığını göstermektedir. Daha uzun biliopankreatik uzunluk, artan beslenme komplikasyonlarına yol açacağı muhakkaktır. Bu nedenle Mahawar, tek bir anastomoz gastrik bypassta bağırsak mesafesinin 150 cm’den fazla olmaması gerektiğini ifade etmektedir.

5. Mini Gastrik Bypass’ta Mezenterik Açıklığın Kapatılması

Mini gastrik bypass ameliyatının Roux-en-Y’ye göre en büyük avantajlarından biri ikinci bir bağırsak-bağırsak anastomozundan kaçınmasıdır ve iç fıtık riski neredeyse 0’dır. Roux-en-Y baypasında bağırsağı ayrılır, ancak mini gastrik bypassta böyle bir prosedür gerekli değildir. Bu nedenle ameliyatın önemli aşamalarından olan petersen defektinin açık olmaması mini gastrik bypassta şart değildir.

Dünyada 30.000’den fazla mini gastrik bypass yapıldığı düşünülürse internal fıtık oranı ortalama 5.000’de 1 olarak bulunur. Roux-en-Y’de bu oran uzun vadede yüzde 5’e kadar çıkıyor. MGB ve iç fıtık ile ilgili yayınlanmış sadece 4 adet rapor bulunmaktadır. Ancak açıklanamayan karın ağrısı varlığında iç fıtıktan şüphelenilmelidir.

Gastrik Mini Bypass Ameliyatında Kullanılan Malzemeler

Gastrik Mini Bypass Ameliyatında Kullanılan Malzemeler
Gastrik Mini Bypass Ameliyatında Kullanılan Malzemeler

Gastrik mini bypass ameliyatı esnasında kullanılan malzemeler önemlidir. Sonuçta yapılan işin vahameti düşünüldüğünde malzemelerinde niçin iyisi olması gerektiği anlaşılmaktadır. Ameliyatta kullanılan stapler için önerilen markalar ethicon ve covidien markalarıdır. Bu markalar yıllara dayanan tecrübeleri ile ameliyat esnasında sağladıkları ürünler ile güven vermektedirler. Her ne tedavi olursa olsun sonuçta insan sağlığı ile işlem yapılmaktadır ve bu çok önemlidir.

Mini Bypass Ameliyatı Sonrası Hastane Kalışı Kaç Gün Olmalıdır?

Gastrik bypass ameliyatı olanların yorumları da incelendiğinde bu konu önemli bir konudur. Sonuçta cerrahi operasyon geçiren herkes hastane de kaç gün kalacağını ve nasıl bir iyileşme süreci olacağını merak etmektedir. Burada önemli olan husus her operasyonda olduğu gibi hastanın kendi yapısıdır. Bünyeye göre değişen dayanıklılık ve iyileşme süreci sonunda hastane de kalış süreleri değişmektedir. Bununla birlikte yapılan operasyonlar incelendiğinde ve hastaların yatış süreleri göz önüne alındığında kısa süre hastanede kalanların daha avantajlı olduğu ortaya çıkmıştır.

Hastanede uzun süreli kalan hastaların iyileşmeleri ve yeni midelerine alışmaları bahsedilen araştırmalar çerçevesinde doğru orantılı olarak gelişmemektedir. Aksine hayata hızlı atılanların ve hareket haline geçenlerin iyileşme ve alışma süreleri daha hızlı ve etkili olmaktadır. Bundan dolayı kendinizi iyi hissettiğiniz bir anda mide bypass operasyonu olmanız tavsiye edilmektedir.

Mide Bypassı Sonrası Kullanılacak İlaçlar

Gastrik mini bypass ameliyatı görüldüğü üzere midenizle ilgili yapılan önemli bir operasyondur. Eğer bünyeniz obeziteden dolayı bu operasyonu geçirecek seviyeye geldiyse operasyon sonucu vücudunuzda olacak değişiklilere hazırlık olmalısınız. Bunlar genellikle destekleyici ilaçlar olup geçiş sürecini rahat atlatmanız için doktorlar tarafından verilmektedir. Her ne kadar her doktor aynı ilacı vermese de sonuç olarak benzer etkileri gösterecek ilaçların kullanımı söz konusudur. Bunlar kan sulandırıcılar, antibiyotikler, bağırsak geçişini kolaylaştıran ilaçlar olmak üzere çeşitlilik gösterebilir.

Mini Bypass Ameliyatı Sonrası Türkiye’den Seyahat Etmemde Bir Engel Var mı?

Mini bypass ameliyatı sonrası doktorlarında görüşü doğrultusunda herhangi bir engeliniz bulunmamaktadır. Kendinizi iyi hissettiğiniz anda gezmeye başlayabilirsiniz. Yalnız burada dikkat etmeniz gereken önemli bir husus vardır. Eğer hava yolunu kullanacaksınız uçağa binmek için doktorunuzdan seyahat edebilmenize dair imzalı ve kaşeli belge almak zorundasınız. Aksi taktirde bileniz olsa dahi uçağa binemez ve istenmeyen bir duygu haline bürünebilirsiniz.

Mini Bypass Ameliyatı Sonrası Hasta Ne Yapmalı?

Her cerrahi operasyonda olduğu gibi mini bypass sonrası da yapmanız gereken bazı davranışlar mevcuttur. Bunları yaptığınız taktirde hızlı bir şekilde iyileşebilir ve istediğiniz sonucu almaya başlayabilirsiniz. Unutmayın ki herkes sağlıklı ve fit bir hayat ister. Bu kapsamda ameliyat sonrası küçük yürüyüşlerle başlayarak hareket etmeli, uzun süre yatmamalı ve nefes egzersizleri yapmalısınız. Böylece istediğiniz sonuca ulaşmak uzun sürmeyecektir.

Mini Bypass Ameliyatı Sonrası Vücutta Ağrı Olur Mu?

Atlattığınız operasyon neticesinde doğal olarak ağrılarınız olacaktır. Bunun sebebi laparoskopik yöntemle yapılan ameliyatlarda vücuda gaz verilmektedir. Böylece karin şişirilir ve ameliyat yapılır. Ameliyat sonrasında ise 3-4 saat süre ile göğüste ve sırtta ağrılar olabilir. Ağrı kesiciler ile hafifletilen bu ağrılar bahsetmiş olduğumuz gibi küçük yürüyüşlerle vücuttan atılarak ağrılardan kurtulma sağlanır.

Gastrik Mini Bypass Fiyatları

Gastrik Mini Bypass Fiyatları
Gastrik Mini Bypass Fiyatları

Gastrik mini bypass ameliyatı fiyatı şeklinde yaptığınız aramalar sonucunda karşınıza bazı sonuçlar çıkacaktır. Bu fiyatlar genel olarak 2850 euro dan başlayıp 4000 euroya kadar değişmektedir. Fiyatların bu kadar değişken olmasında ki sebep operasyonun yapılacağı hastanenin farklığı, kullanılan malzeme fiyatı, servis kalitesi (sonuçta herkes rahat bir ortamda tedavi olmak ister) gibi etkenlerdir.

Mini Gastrik Bypass’da İdeal Kesi Boyutu Nedir

Mini gastrik bypass operasyonu sonrası yapılacak olan ince bağırsaktan alınan kısmı ifade eder. Genel olarak bu kısım 150 cm ve 200 cm (1,5 metre ve 2 metre) arasında değişmektedir. Bu aşamada karar verirken doktorun gözlemleri ve kişinin bmi hesaplaması önemlidir. Böylece en doğru işlemin yapılması sağlanarak süreçten en yüksek verimin alınması amaçlanır.

Mini gastrik bypass ile anti-reflü Bagua tekniği arasında ise farklılıklar vardır. Bagua tekniği mide poşu ile bağırsak arasında bir latero-lateral anastomoz oluşturur. Mide kesesinin hazırlanması da yatay olarak başlar. Jejunum mide poşundaki zımba hattına 6-10 dikişle sabitlenir. Tüm bağırsak mesafesi ölçülür ve orta düzeyde gastrojejunostomi yapılır. Biliopankreatik ve ana kanalların uzunlukları hemen hemen eşittir (250-350 cm) ve her BMI değeri için 10-50 cm baypas edilmiş ince bağırsak olarak sayılır. Ortak kanalın en az 250-300 cm olmasına özen gösterilir.

Mini gastrik bypass ve Bagua, özellikle barsak ölçümlerindeki farklılık nedeniyle aynı ameliyat değildir. Ancak aynı ameliyat grubundadır ve bu grubu pilor öncesi tek anastomoz gastrik bypass olarak adlandırabiliriz.

Ameliyat Sonrası Ne Gibi Dokumanlar ve Evraklar Almalıyız

Süreç bittikten ve hastaneden ayrılmadan önce elinizde olması gereken 4 temel evrak vardır. bunları sayesinde hayatınızın sonraki sürecine rahat bir geçiş yapabilirsiniz.

  1. İlaç reçeteniz
  2. Epikriz (Ameliyatın içeriğinin açıklandığı, hangi ameliyatın yapıldığı ve hangi metrede kesik yapıldığı gibi bilgilerin yer aldığı evrak)
  3. Diyet listesi
  4. Uçuş izin belgesi

Böylece günlük hayata hızlıca adapte olurken yaşanabilecek olumsuz durumlara karşıda tedbir almış olacaksınız.

Mini Gastrik Bypass Sonrası Nasıl Beslenilmeli

Bahsetmiş olduğumuz mini gastrik bypass doğrudan mide ile ilgili olduğu için beslenmenin de önemi burada büyüktür. Yediğiniz her şey süreci direk olarak etkilemekte ve alacağınız verim için bunların hepsi önem kazanmaktadır. Bunun için beslenmenizi bir diyetisyen kontrolünde devam etmeli ve uzman yardımı almalısınız. Bunula birlikte genel olarak uyulması gereken bir süreç vardır.

  • Yıl içinde 3., 6. , 9. ve 12. aylarda tam biyokimya testi
  • 6 ayda bir muayene
  • B1, B12, D vitamini takibi ve gerekirse takviyesi
  • Karaciğer fonksiyon testleri, protein ve albümin düzeylerinin izlenmesi
  • aylarda kolesistit için erken ultrason
  • yıllarda endoskopi önerilir.

Bypass Ameliyatı Sonrası Mide Koruyucu Kullanımı

Marjinal ülser adı verilen mide-bağırsak kavşağı ülserleri, gastrik bypass ameliyatından sonra bilinen bir komplikasyondur. Hastaların %1-16’sında bildirilmiştir. Çeşitli araştırmacılar, mini gastrik bypasstan sonra benzer oranlar bildirmiştir. Mide asidi hastalığın gelişiminde rol oynadığı için çoğu obezite cerrahı ameliyattan sonra rutin olarak mide koruyucuları kullanır.

Buradaki sorun, asit saldırısına nispeten savunmasız olan bağırsak mukozasıdır. Ülserlere neden olan bazı faktörler şunlardır;

  • Büyük mide kesesi (teknik hata)
  • Ağrı kesici ve sigara kullanımı
  • Mukozal yetersiz beslenme
  • Gastrogastrik fistül (midenin geri kalan tarafından üretilen asidin bağırsak bileşkesine geçişi)
  • Yabancı cisim reaksiyonu (zımba ve dikişler)
  • Önceki H. Pylori kolonizasyonu

 

Bariatrik cerrahların çoğu gastrik bypass ameliyatından sonra rutin olarak gastrik koruyucu kullansa da literatürde faydalarını destekleyecek yeterli kanıt yoktur. Marjinal ülser oluşumu erken ve geç evrelerde ortaya çıkabilir. Erken marjinal ülserlerde anastomozdaki kanlanma sorunları geç dönemde mide asidinde artışa neden olabilir. Mini gastrik bypass sonrası mide koruyucu kullanımının marjinal ülseri azaltabileceği düşünülmekte ancak kullanım süresi net değildir. Birçok cerrah 6 ay süreyle tavsiye etmektedir.

Mini Gastrik Bypass Sonrası Diyet Önerisi

Diyet önerisi olarak hafta bazında ve adım adım inceleme yapabiliriz.

  • Mini bypass sonrası ilk hafta berrak sıvılar olarak ifade edilen ve su, yağsız et suyu ve yağsız süt gibi gıdalar yer almaktadır. Böylece bu süre rahat bir şekilde atlatılabilir.
  • Sonraki 2. Ve 3. Haftada ise yine aynı şekilde yağı azaltılmış ve küçük gıdalar ile beslenmeye devam edilmelidir. Mideye hava getirecek pipet gibi ürünler kullanılmamalıdır. Yemeklerden önce ve sonra sıvı tüketilmemesi önerilmektedir. Aynı zamanda multivitamin desteği alınabilir.
  • Sonraki 4. Ve 5. Haftada ise yumuşak gıdalara geçiş sağlanabilir. İyi haşlanmış et ve sebzeler bunlara örnektir. Bu sayede sonraki hayatımıza geçiş kolay olabilir.
  • Haftadan sonra artık katı gıdaları yiyebilir ve günlük tavsiye edilen beslenme alışkanlığımıza dönebiliriz.

Bu beslenme aşamasında yağlardan veya başka sebeplerden olarak mide kasılmaları yaşayabilirsiniz. Genel olarak bunlar 1-2 saat içinde geçmektedir. Eğer beklenmedik bir durum ile karşılaşırsanız doktorunuza danışmanızda fayda vardır.

Dünyada Uygulanan Mini Gastrik Bypass Sayıları

IFSO başkanı Prof. Ramos, son yıllarda dünya çapında mini gastrik bypass ameliyatlarının sayısında çarpıcı bir artış olduğunu bildirdi. Tüp mide ameliyatı hala en çok tercih edilen yöntem olmasına rağmen diğer tüm yöntemler giderek azalırken sadece primer ve revizyon mini gastrik bypass sayısı artmaktadır.

Prof. Ramos süper morbid obez hastalarda kilo kaybında mini gastrik bypassın Roux-en-Y ve tüp mide ameliyatından daha üstün olduğuna dair kanıtlar olduğunu bildirmektedir. Böylece mini gastrik bypass artık obezite cerrahisi tercihlerinden birisi haline gelmeye başlamıştır.

Mini Gastrik Bypass’ın En Büyük Avantajları

İdeal obezite tedavisi ve cerrahisi minimum risk ve komplikasyonla uygulanabilen, kalıcı kilo kaybı sağlayan, obezite kaynaklı hastalıkları düzelten, yaşam kalitesini iyileştiren ve yaşam süresini uzatan bir yöntemdir. Bu bağlamda mini gastrik bypass teknik olarak uygulaması kolay ve problem yaşandığında çözümü rahat bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Bundan sonraki süreçte adından sıkça söz ettirip yaygın olarak kullanılacak bir yöntem olduğu muhakkaktır.

Uzmanlar obezite tedavisi hakkında çokça tartıştıktan sonra mini bypassın etkisi kabul etmeye başladılar. Hindistan’da 2016 yılında Mohak bir cerrahi merkezinde danışman olarak başlayan Fobi, 2765 mini gastrik bypass vakasının sonuçlarını paylaşmıştır. Buna göre sadece üç olguda safra reflüsü, beş olguda aşırı kilo kaybı ve hipoproteinemi nedeniyle gastrik bypass yenilemesi gerektiği tespit edilmiştir. 4500 vakada ise protein malnütrisyonuna bağlı ölüm olmadı. Anemi ve marjinal ülser oranları normal bypasstan düşük çıkmıştır.

Mal Fobi, 7000 gastrik bypass ve diğer obezite ameliyatlarından 3000’i gerçekleştirdikten sonra, mini gastrik bypass’ın teknik olarak uygulanmasının kolay olduğunu ve süper morbid obez hastalarda çok etkili bir yöntem olduğunu ifade etmiştir.

Mini Gastrik Bypass’ın En Büyük Dezavantajları

Mini gastrik bypass için göreceli kontrendikasyonlar vardır. Siroz, şiddetli reflü, yaygın mide fıtığı, şiddetli iltihaplı bağırsak hastalığı, evre I-II obezite, ağır sigara içenler, ameliyat sonrası takip problemi olan hastaların olumsuzluk yaşamaları muhtemeldir. Bununla birlikte bünyeden bünyeye değişen bir durumda olsa iyileşme sürecinin uzaması ve istenmeyen bazı şeylerin yaşanması mümkündür.

Reflü ve Mide Fıtığı

Obezite ve reflü arasında paralel bir ilişki vardır. Mini gastrik bypassta gastrointestinal bağlantı, gıda ve mide suları, safra ve pankreas salgıları gibi bir enzim karışımı ile temas eder. Bu sıvılar mide ve yemek borusunda gastrite kadar ulaşsa da reflü özofajite neden olabilmesi mini gastrik bypassın en çok eleştiri aldığı konulardan biridir. En ciddi korku, reflünün mini gastrik bypass tarafından tetiklenerek yemek borusu kanserine yol açabilmesidir. Ancak mini gastrik bypass ameliyatlarında bir olgu dışında mide poşu veya yemek borusu kanseri bildirilmemiştir.

Elbette fıtık varlığında mide poşunun yukarı kaymaması için fıtığı onarmak mantıklıdır. Şiddetli reflü olan olgularda alt özofagus sfinkterinin yeterliliğinin pHmetri, empedans çalışmaları, manometri gibi ileri tetkiklerle değerlendirilmesi uygun olabilir. Ancak mini gastrik bypass sonrası reflü ile ilgili literatürde çok az sayıda yayın bulunmaktadır. Mini gastrik bypass düşük basınçlı bir sistemdir, bu nedenle reflü ile ilgili endişeler eskisi kadar yoğun değildir. Safra gastriti daha yaygın olabilir, ancak bunun patolojik bir olay olup olmadığı net değildir.

Mini Gastrik Bypass Ameliyatı Kimlere Uygulanabilir?

Mini Gastrik Bypass Ameliyatı Kimlere Uygulanabilir
Mini Gastrik Bypass Ameliyatı Kimlere Uygulanabilir

Mini gastrik bypass, kısıtlayıcı etkisi olan ancak Roux-en-y ile daha karmaşık bir ameliyat olan biliopankreatik diversiyon arasına yerleştirilebilen bir ameliyattır. Dolayısıyla bariatrik cerrahi yöntemlerindeki kurallar MGB için hasta seçiminde de geçerlidir ancak özellikle mini gastrik bypassın uygun olduğu hasta alt grupları da vardır.

  • Yaş: Genç hastalarda mükemmel sonuçlar ortaya çıktığından, obezite cerrahisi için uygun olan ve sağlık koşulları uygun olan tüm hastalar mini gastrik bypass adayıdır. Ancak yaşlı hastalarda absorpsiyon azaltıcı mesafeye dikkat edilmeli ve biraz daha kısa tutulmalıdır. Ayrıca, mini-gastrik bypass, süper morbid obez hastalarda da mükemmel sonuçlara sahiptir.

 

  • Metabolik komorbiditeler: Şiddetli abdominal (merkezi, viseral) obezitesi ve/veya ileri metabolik sendromu olan hastalar, mükemmel metabolik etkileri nedeniyle mini gastrik bypass yapılabilir. Yüksek metabolik etkinliği, mini gastrik bypass’ı vücut kitle indeksi ne olursa olsun Tip 2 diyabet hastaları için mükemmel bir seçenek haline getirir. Mini gastrik bypassın ilerlemiş hastalığı olan hastalarda uzun süreli iyileşme veya iyileşme sağladığı ve bu etkisinin sleeve gastrektomi ve RnY bypass’ın üzerinde olduğu kanıtlanmıştır.

 

  • Reflü ve Hiatal Fıtık: Özofajiti olan veya olmayan (displastik olmayan Barrett’s özofagusu dahil), reflü hastalığı olan obez hastalar, basıncı azaltıcı etkisi nedeniyle mini gastrik bypass uygulanabilir.

 

  • İnce Bağırsak Durumu: İnce bağırsak anastomozunu içerdiğinden mini gastrik bypass ameliyatında ince bağırsaklar serbest olmalıdır. Daha önce geçirilmiş karın içi ameliyatlara bağlı yapışıklık olan hastalarda ince bağırsaklar dikkatli bir şekilde serbest bırakılmalıdır.

 

  • Diğer Başarısız Ameliyatlar Sonrası Revizyon Ameliyatı: Mide bandı ve tüp mide gibi başarısız kısıtlayıcı ameliyatlardan sonra mini gastrik bypassın revizyonda mükemmel bir seçenek olduğu gösterilmiştir. Tüp mide ameliyatının günümüzde popülaritesi göz önüne alındığında, tüp mideden mini gastrik bypassa revizyon cerrahisinin önümüzdeki on yıl içinde en sık revizyon cerrahisi olacağı öngörülebilir. Ayrıca reflü önleyici bir işlem olduğu için tüp mide ameliyatı sonrası reflü vakalarında mini gastrik bypass ikinci bir seçenek olabilir.

 

  • Özel şartlar: Obez kronik alkol tüketicileri ve sigara içenler ameliyattan en az 6 ay önce bunları bırakmalıdır. Herhangi bir uyuşturucu bağımlılığı varsa, en az 3 yıllık bir ara süresi iyi olacaktır.

Mini gastrik bypass sonuçlarını optimize etmede hasta seçimi önemlidir. Süper ve süper süper obez gruplarda cerrahi riskler daha yüksek olsa da bu hastalarda mini gastrik bypass uygun bir yöntemdir.

Mini Gastrik Bypass Sonrası Beklenen Sonuç?

Kısıtlayıcı etki ile absorpsiyon azaltıcı etkiyi başarılı bir şekilde birleştirmesi ve beslenme konforunun daha yüksek olması mini gastrik bypass’ı diğer obezite ameliyatlarına göre tercih edilmesini sağlayan sebeplerden birisi haline getirmektedir. Mini gastrik bypass sonrası en fazla kilo kaybı ilk yıl içinde gerçekleşir ve fazla kiloların %70 veya daha fazlası kaybedilir. Yapılan araştırmalar kilo kaybının yavaşlamasına rağmen ikinci ve üçüncü yıllarda sürece devam ettiğini ve fazla kilo verme oranının 8-10 yılda %75-70 düzeyinde kaldığını göstermektedir.

 

Birçok araştırma, tüp mide ameliyatına kıyasla mini gastrik bypassın üstünlüğünü ortaya koymaktadır. Mini-gastrik bypass ve Roux-en-Y gastrik bypass arasındaki karşılaştırmalı çalışmalar, mini-gastrik bypassın üstünlüğünü 5 ve 10 yıllık takipte gösterdi ve sadece bir randomize çalışma benzer sonuçlar ortaya koydu. Süper obez hastalarda sleeve Roux-en-Y gastrik bypasstan daha etkili olduğu kanıtlanmıştır.

Dr. Fawal ve Dr. Parmar da kilo kaybı açısından RnY’den daha üstün sonuçlar ifade ettiler. Mini gastrik bypass, kilo kaybı ve komorbiditelerin iyileştirilmesi açısından Roux-en-Y gastrik bypass ve tüp mide ameliyatından kesinlikle daha etkilidir. Daha metabolik bir ameliyat olduğu için malnütrisyon riskinin yüksek olmasına karşı dikkatli olunmalıdır. Artık IFSO tarafından tanınan bir ameliyat olmasına rağmen, bağırsak uzunlukları belirlenirken safra reflüsü ve protein malnütrisyonu arasındaki denge tam olarak ayarlanmalıdır.

Yaş ve Beden Kitle İndeksi ile İlgili Sonuçlar

Birçok obezite cerrahisi seçeneği mevcut olup literatür desteğine, hasta özelliklerine, cerrah deneyimine ve her ülkedeki cerrahi eğilimlere göre değişen oranlarda uygulanmaktadır. Farklı ülkelerde tüp mide ameliyatının azalmasının nedenleri reflü sızıntıları, kilo alımı ve reflüye bağlı Barrett’s özofagusudur. Bunlardan dolayı mini gastrik bypass daha kolay, daha az karmaşık, daha hızlı ve daha etkili bir yöntem olarak Roux-en-Y’ye tercih edilir. Ayrıca süper-süper obezlerde uygulanması nispeten kolaydır ve etkinliği her iki yöntemden de tartışmasız üstündür. Vücut kitle indeksi 35’in altında olan hastalarla ilgili az sayıda yayın olsa da kilo verme ve metabolik komplikasyonların düzelmesi şeklindedir.

Geriatrik hastalarda yani yaşlı hasta grubunda mini gastrik bypass, ameliyat sonrası morbidite ve mortalite ve cerrahi sonrası göreceli sedanter yaşama rağmen kalıcı kilo kaybı açısından öne çıkmaktadır. Gençlerde mini gastrik bypass, tüp mide ameliyatı, mide bandı ve RnY bypassa göre daha az orta ve uzun vadeli komplikasyonlara neden olmakta, etkin kilo kaybı ve yandaş hastalıklarda iyileşme sağlamaktadır.

Mini Gastrik Bypass ile Komorbid Hastalıklarda İyileşme Nasıl Olur?

Mini gastrik bypass ile ilgili ilk şüpheler tamamen geçmişte kaldı ve artık geçerli bir bariatrik cerrahi yöntemi. Birçok çalışma komorbiditeler üzerindeki başarısını kanıtlamış ve bazı durumlarda diğer yöntemlerden üstün olduğu gösterilmiştir.

Wang’ın mini gastrik bypass ile sleeve gastrektomiyi karşılaştırdığı çalışmasında, mini gastrik bypass ile Tip 2 diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesinde kilo kaybı ve düzelme açısından daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Başka bir çalışmada Wang, mini gastrik bypass ile Roux-en-Y bypass’ı karşılaştırmıştır ve mini gastrik bypassın hem kilo verme hem de Tip 2 diyabette iyileşme açısından üstünlüğünü kanıtlamıştır.

DeLuca, mini gastrik bypass ile gastrik sleeve’i karşılaştıran iki farklı çalışmayı incelemşitir. İlki, Seetharamiah ve arkadaşlarının çalışmasıydı. Kilo kaybı, hipertansiyonda düzelme ve yaşam kalitesi açısından fark bildirilmemiştir. Ancak MGB, 1 yıl sonra Tip 2 diyabetin düzelmesinde daha iyi sonuçlar verdiği ifade edilmiştir. Bir diğer çalışma ise Ruiz-Tovar çalışmasıdır ve MGB’nin kısa ve uzun vadede Tip 2 diyabet, hipertansiyon ve dislipidemide düzelme açısından mide kılıfından üstün olduğu gösterilmiştir.

Ameliyattan beş yıl sonra mini gastrik bypass hastaları normal vücut kitle indeksi içinde kalmaya devam ederken, RnY hastaları obezite grubuna ilerlediği görülmüştür. Bu nedenle obeziteye bağlı hastalıklarda mini gastrik bypass tüp mide ameliyatı veya Roux-en-Y bypasstan daha iyi sonuçlar vermektedir. Literatürdeki kanıtları artırmak için daha fazla randomize kontrollü çalışmaya ihtiyaç vardır.

Mini Gastrik Bypass ve Yaşam Kalitesi

Obez bireylerde yaşam kalitesi önemli ölçüde daha düşüktür. Buna fiziksel, zihinsel ve sosyal durum dahildir ve obezite cerrahisi ile bu değerler diğer tedavi yöntemlerine göre önemli ölçüde iyileşir. Ayrıca, yaşam kalitesi, kaybedilen kilo miktarıyla doğrudan ilişkilidir ve zihinsel durumdaki iyileşme, depresyon semptomlarının azalmasından benlik saygısının artmasına kadar çok yönlüdür.

Yapılan araştırmalarda sosyal fonksiyon, fiziksel durum ve emosyonel durum sorgulanmış ve tüm hastalarda anlamlı iyileşme bildirilmiştir. Ayrıca bireylerin fiziksel ve psikolojik durumları değerlendirildiğinde, cerrahi grubunda sosyal, psikososyal ve fiziksel fonksiyonlar önemli ölçüde düzeldiği ifade edilmiştir. Taha ve Abuzeid, 1520 hastayı değerlendirdikleri çalışmalarında fiziksel durumlarında, ilişkilerinde, depresif semptomlarında, antidepresan kullanımlarında, özgüvenlerinde ve cinsel aktivitelerinde belirgin iyileşme olduğunu bildirdiler. Sonuç olarak mini gastrik bypass diğer cerrahi yöntemlere göre daha basit bir teknik, daha güvenli bir ameliyat sonrası dönem ve yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme sağlar.

Mini Gastrik Bypass Ameliyatına Hazırlık Nasıldır?

Mini Gastrik Bypass Ameliyatına Hazırlık Nasıldır
Mini Gastrik Bypass Ameliyatına Hazırlık Nasıldır

Diğer tüm obezite cerrahisi yöntemlerinde olduğu gibi, doğru hasta seçimi, hazırlanması ve eğitimi en iyi sonuca ulaşmanın temelidir. Tüm hastalar öncelikle ameliyata uygunluk açısından değerlendirilmeli, kardiyoloji ve göğüs hastalıkları yönünden muayene edilmelidir. Özellikle bazı vitamin ve mineral düzeylerini içeren ameliyat öncesi laboratuvar testleri yapılmalıdır. Düzeltilmesi gereken eksiklikler ameliyattan önce düzeltilmelidir. Son olarak, tüm hastalar ameliyattan önce gazlı içecekler, alkol ve sigara tüketimini bırakmalıdır.

Uzun vadede mükemmel sonuçlar elde etmede en önemli faktör hastanın sonraki yaşantısıdır. Hastaların ameliyatları hakkında detaylı bilgi sahibi olmaları ve ameliyat sonrasında ne yapmaları gerektiğini bilmeleri başarıyı arttırmaktadır. Neyi, nasıl ve ne zaman yemeleri gerektiğini ve nelerden kaçınmaları gerektiğini bilmek zorundadırlar.

Diyetisyenler tarafından ameliyat öncesi hazırlık döneminde verilmektedir. Ancak aydınlatılmış onam formunu imzalayarak operasyona onay veren her hasta da bu konuda bilgilendirilmenin kendi sorumluluğunda olduğunu bilmelidir. Aile ile aynı bilgilere sahip olmak, gerçekçi beklentilerle başlamak ve ameliyat sonrası önerileri takip etmek, sürecin sorunsuz bir şekilde tamamlanmasını kolaylaştırır. Düzenli kontrollere gelmeniz, sosyal medyadaki faydalı paylaşımlarımızı ve obezite destek gruplarını takip etmeniz uzun vadeli başarınız için çok önemlidir.

Mini Gastrik Bypass Ameliyatı Kimlere Yapılamaz?

Aslında, diğer obezite ameliyatları için geçerli olan bazı sınırlılıklar mini gastrik bypass içinde geçerlidir;

  • Sınırda olan anestezi riski
  • Gebelik
  • Kanser
  • Aktif karın içi enfeksiyon
  • Karaciğer sirozu
  • Kararsız psikopatolojik durumlar
  • Aktif uyuşturucu bağımlılığı
  • Önceden var olan bir endokrin probleminin yetersiz tedavisi
  • Sigara içmek
  • Anemi ve beslenme yetersizlikleri

Mini gastrik bypass ameliyatlarını engelleyebilecek özel durumlar:

  • Crohn hastalığı ve inflamatuar bağırsak hastalıkları. Bu otoimmün hastalıkların ince bağırsağı nasıl etkilediği tam olarak bilinmediğinden bu hastalarda tüp mide ameliyatı tercih edilmeli ve bağırsağa müdahaleden kaçınılmalıdır.
  • Primer kısa bağırsak, yani toplam barsak uzunluğunun 350 cm’den kısa olması veya bir nedenle ameliyatla kısaltılmasıdır.
  • Doğru uygulandığında mini gastrik bypass güvenli ve etkili bir işlemdir ancak tekniğin standardizasyonu zorunludur. Teknik sıkı bir şekilde takip edildiğinde olası komplikasyonlar neredeyse yok denecek kadar azdır.

Roux-NY Gastrik Bypass ve Mini Gastrik Bypass Karşılaştırması

Mini gastrik bypass, tüp mide ameliyatı ve Roux-en-Y gastrik bypasstan sonra dünyada en yaygın kullanılan obezite cerrahisi haline geldi. Çok sayıda çalışma, mini gastrik bypassın daha metabolik bir operasyon olarak erken postoperatif komplikasyonlarda, kilo kaybında ve komorbid hastalıklarda düzelme açısından avantajlı bir operasyon olduğunu göstermektedir.

Literatürde Mini Gastrik Bypass ile Roux-NY Gastrik Bypass’ı karşılaştıran 3 randomize kontrollü çalışma bulunmaktadır. Lee’nin 2005 yılında yayınlanan çalışmasına göre mini gastrik bypassın daha az komplikasyona neden olduğu, 2 yıllık takip sonuçlarına göre iki yılda kilo kaybında anlamlı fark olmadığı ve aneminin biraz daha fazla görüldüğü bildirilmektedir.

2019 yılında yayınlanan daha geniş Ruiz-Tovar çalışmasına göre cerrahi riskler açısından anlamlı bir fark olmadığı ancak mini gastrik bypassın diyabet, dislipidemi ve hipertansiyonda daha iyi kilo kaybı ve daha iyi kontrol sağladığı belirtiliyor. Robert ve ark.’nın YOMEGA çalışması, mini gastrik bypass ameliyat sürelerinin daha kısa olduğunu ve erken komplikasyon oranlarının benzer olduğunu göstermektedir. İki yıllık kilo kaybı iki grup arasında farklı değildi. Tip 2 diyabet iyileşme oranları arasında benzerlik olsa da mini gastrik bypass hastalarında diyabetin tamamen iyileşmesi çok daha yüksektir.

Güncel literatür mini gastrik bypassın daha kısa sürede yapılabileceğini, Roux-en-Y gastrik bypassa göre kilo kaybı ve metabolik komorbiditelere daha fazla etkisinin olduğunu ve buna karşılık daha fazla beslenme komplikasyonu ve anemi ile karşılaşılabileceğini göstermektedir. Safra reflüsü ile ilişkili risk henüz tartışma düzeyinin ötesine geçmemiştir ve daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

Mini Gastrik Bypass’a İlişkin Sorunların Ameliyatla Çözülmesi

Günümüzde perioperatif görüntüleme yöntemleri ve tanısal incelemeler, cerrahların ameliyathaneye girmeden önce problem hakkında bilgilendirilmesini ve hazırlıklı olmasını önermektedir.

Mini Gastrik Bypass Ameliyatında Sızıntı ve Kanama

Obezite cerrahisinin tüm yöntemlerinde olduğu gibi postoperatif akut kanama en sık görülen postoperatif komplikasyonlardan biridir. Kanama zımba hattından kaynaklanıyorsa, sindirim sistemine veya karın boşluğuna olabilir. Disseke omentum da bir kanama kaynağı olabilir. Kanama çok şiddetli değilse konservatif olarak yani kan transfüzyonu ve takip ile tedavi edilebilir. Bazen endoskopik yöntemlerle çözülebilir.

Toplam majör komplikasyon oranı %2.7 civarında olup, kanama bunun %0.9’unu oluşturmaktadır. Yapılan araştırmalarda 12.807 hastalık bir seride kan transfüzyonu, endoskopik prosedür veya tekrar laparoskopi gerektiren kanama oranı %1,12 olduğu görülmüştür. Pacheco, 900 vakalık serisinde en sık kanama odağını stapler hattı olarak belirledi, ancak sadece 2 vakada kan transfüzyonu gerektirdi ve hiçbir hastada yeniden müdahale gerekmedi.

Mide Ülseri

Mide Ülseri
Mide Ülseri

Mini gastrik bypassta mide ülseri gelişimi RnY’den pek farklı değildir. Bu oran %0.5 ile %5 arasında değişmektedir. Ana faktörler sigara ve NSAID grubu ağrı kesicilerin kullanımıdır. Ayrıca aşırı asit üretimi, alkol, steroid kullanımı, antikoagülan kullanımı ve H. pylori enfeksiyonu da marjinal ülserlere neden olabilir.

Üst sindirim sistemi endoskopisi bu konuda yaşanabilecekleri tanımlama için en ilk başvurulan yöntemdir. Komplike, iyileşmeyen, tıkayıcı, kanamalı, penetran veya perfore marjinal ülserler yani delinme cerrahi müdahale gerektirir. Bu durumda perforasyon tespit edilirse deliğin dikilmesi ve üzerine jejunal veya omental yama uygulanması iyi bir çözümdür. Emilebilir sütürler ve negatif drenler kullanılmalıdır. Bazen gastrojejunostominin tamamen yeniden yapılması gerekir. Braun anastomozu veya Roux-en-Y rekonstrüksiyonu safrayı saptırmak için kullanılabilir. Erken teşhis ve zamanında müdahale ile tam iyileşme sağlanır.

Mini Gastrik Bypass ve Safra Reflü Tartışması

Safra asitlerinin enterohepatik dolaşımı, sindirim ve emilimdeki rolleri, metabolik etkileri ve mikrobiyota ile yakın ilişkileri iyi bilinmektedir. Her türlü gastrik bypasstan sonra safra asitlerinin dolaşımı değişir. Biliopankreatik bağırsakta safra emiliminde hafif bir azalma mini gastrik bypass ameliyatının temel prensiplerinden biridir.

Daha uzun bir biliopankreatik bacağın oluşturulduğu gastrik bypassta, sindirim süreci başlamadan proksimal safra asidi emilimi gerçekleşebilir. Safra asitleri önceden emildiğinden, gıdanın eklendiği ortak kanalda daha düşük oranda safra bulunur. Bu nedenle bu ameliyatlar safra koruyucu ameliyatlardır ve uzun vadede safra asidi havuzu azalmaz. Kollajen ishal adı verilen ishal, safra asidinin kötü yan etkilerinden biridir. Ancak standarda uygun mini gastrik bypass sonrası yaygın değildir. Safra normalde kanserojen bir madde değildir.

Mini Gastrik Bypassın Safra Reflü Tetiklemesi

Doktorlar kronik alkalin reflü ile ilişkili mide veya yemek borusu kanseri hakkında çekincelerini bildirdiklerini, buna karşın bariatrik cerrahinin yalnızca kilo kaybını ve metabolik değişiklikleri tetikleyerek kanser riskini azalttığının oldukça açık olduğunu bildirmektedir. Buna göre ince bağırsağın mideye ilmek şeklinde bağlanması safra gastritine yol açabilir. Bununla birlikte, bunun displastik değişikliklere neden olduğu gösterilmemiştir. Gastrit genellikle mide poşuna ulaşma ihtimalinin düşük olduğu söylenen Roux-en-Y ameliyatlarından sonra görülür. Ancak Roux-en-Y ve mini gastrik bypass hastalarını karşılaştıran son histolojik çalışmalarda biliyer reflü sıklığı, biliyer reflü indeksi ve Sydney sistem skoru benzer bulunmuştur.

Mini gastrik bypass sonrası alkali safranın özofagusa geri akışı ve özofajit gelişimi önemli bir problem olarak gösterilmemiştir ve elde edilen veriler MGB ameliyatından sonra safra reflüsünün azalabileceği yönündedir. Özetle mini gastrik bypass ameliyatı sonrası kanser gelişimi açısından risk bildiren net bir veri bulunmamaktadır ve bu veriler ameliyat sonrası 20 yıllık dönemi kapsamaktadır.

Son olarak günümüzde nüfusun neredeyse yarısı kanser riski altındadır ve bu risk obezite ile birlikte artmaktadır. Bununla birlikte kilo vermeyi sağlayan operasyonların kanser riskini azalttığı ifade edilmiştir. Bu nedenle, ameliyat sonrası ve kanıtlanmış faydalarla ilgili uzun vadeli endişelerimiz arasında seçim yapmalıyız. Mini gastrik baypas söz konusu olduğunda, safra reflünün korkulduğu gibi kanser riskinde artışa yol açtığını gösteren tutarlı bir veri yoktur. Bildirilen özofagus kanseri vakalarından bazıları, çoğunlukla mide bandı ve mide kılıfı gibi tamamen kısıtlayıcı ameliyatlarla ilgilidir. Ne olursa olsun, bariatrik cerrahlar, tüm bariatrik işlemlerden sonra hastaları izleme ve raporlama konusunda çok dikkatli ve düzenli olmalıdır.

Mide Gastrik Bypass Sonrası Hasta Takibi

Mide gastrik bypass cerrahi sonrası etkin, kaliteli, güvenli ve kapsamlı bir takip ve bakım süreci gereklidir. Bu da ancak bu alanda uzmanlaşmış deneyimli ve donanımlı merkezler tarafından sağlanabilir. Multidisipliner takip hem başarı oranlarını artırır hem de yaşam kalitesini iyileştirir ve daha hızlı iyileşme ve iyileşme sağlar.

Multidisipliner ekip, dahiliye ve endokrinoloji uzmanları, anestezistler, nefrologlar, hepatologlar, solunum hastalıkları uzmanları, jinekologlar, kardiyologlar, endoskopistler, psikologlar ve obezite konusunda uzmanlaşmış beslenme uzmanlarından oluşmaktadır. Bu ekip, doğru hastanın doğru obezite cerrahisine yönlendirilmesini, uzun süreli kilo kaybının sağlanmasını ve korunmasını, akut ve kronik komplikasyonların anında fark edilmesini ve metabolik sorunların düzeltilmesini sağlar.

Gastrik Bypass Sonrası Bakım Nasıl Olmalı?

Gastrik mini bypass sonrası bir ya da iki gün hastanede kalmanız gerekir. Doktorunuz ağrınızın olmaması bakımından size ağrı kesiciler verecektir. Yara bakımının yanı sıra doktor aşağıdaki talimatları da verecektir;

  • Kesi alanını temiz tutmalısınız
  • Ağır kaldırmaktan ve yorucu aktivitelerden uzak durmalısınız
  • 1-2 gün yemek yiyemezsiniz.
  • Dehidrasyon oluşmaması için bolca su içmelisiniz
  • Diyetisyen tarafından verilen diyeti takip etmelisiniz
  • Egzersiz programını takip edin

Gastrik Bypass ile Ne Kadar Kilo Verebilirim?

Gastrik Bypass ile Ne Kadar Kilo Verebilirim
Gastrik Bypass ile Ne Kadar Kilo Verebilirim

Gastrik bypass ile ne kadar kilo verebilirim sorusu bypass olmayı düşünen pek çok hasta tarafından merak edilir. Ancak bu soruya net cevap vermek mümkün olmayacaktır. Çünkü hastanın vereceği kilo miktarı kendi çabalarına bağlıdır. Eğer beslenme düzenine ve egzersiz yapmaya önem verilirse beklenenden çok daha fazla kilo vermek mümkün olacaktır. Tedaviden sonra yüksek yağlı gıdalar tüketmek, asitli içecekler içmek ve hareket etmekten uzak durmak tedaviyi güçleştirecektir. Eğer diyetisyenin vereceği diyet listesine dikkat ederek hareketli bir yaşam sürerseniz var olan kilonuzun %70’ini kaybedebilirsiniz.

Gastrik Mini Bypass Kilo Kaybını Nasıl Sağlar?

Gastrik mini bypass ameliyatı kilo kaybını sağlar mı sorusu hastalar tarafından çok sık merak edilir. Ameliyatta mide büyük ölçüde küçültüldüğü için kilo vermek daha kolaydır. Mide küçüleceği için yemek oranı azalacaktır. Eskiye göre daha küçük porsiyonlar ile doyduğunuzu hissedeceksiniz. Midenin büyük bir bölümü çıkarılırken açlık hormonu da alınacaktır. İnce bağırsakta yapılan değişiklikler de besinlerin sindirilmeden atılmasına yardımcı olur. Bu faktörler bir araya geldiğinde kilo kaybı son derece kolay olacaktır.

Gastrik Bypass Sonrası Hangi Gıdalar Alınabilir?

Gastrik bypass sonrası aşağıdaki gıdaları alabilirsiniz;

  • Yağsız ve kümes hayvanları
  • Kuşbaşı balık
  • Yumurta
  • Süzme peynir
  • Pişmiş tahıl
  • Pirinç
  • Konserve meyve ve çekirdeksiz sebze
  • Derisiz pişmiş sebze

Yiyemeyeceğiniz gıdalar ise şu şekildedir;

  • Ekmek
  • Karbonatlı yiyecekler
  • Çiğ sebzeler
  • Kereviz, brokoli
  • Sert etler ve kıllı etler
  • Kırmızı et
  • Kızarmış yiyecekler
  • Baharatlı gıdalar
  • Kabuklu yemişler
  • Patlamış mısır

Almamanız gereken gıdaları tüketmek ilk başlarda sizi çok zorlayabilir. Yutkunurken çok acı ve ağrı hissedebilirsiniz. Bu gıdaları arada bir tüketmek sorun olmaz ancak alışkanlık haline getirirseniz hem ameliyat boşa gider hem de mideniz bu yiyecekleri çok zor sindirir. Bir diğer önemli beslenme püf noktaları ise şu şekildedir;

  • Öğünleri küçük tutmalısınız; günde birkaç kez küçük öğünler halinde az az ama sık sık yemek yiyin. Günde 6 küçük öğün ile başlayarak sonradan 4’e düşürebilirsiniz. Her öğünde yarım bardak ya da bir bardak su içmelisiniz.
  • Yavaş yemek yiyin; bulantı gibi sorunlardan kurtulmak için yemeği yarım saat sürede yiyin. Hızlı yemek yemek midenize ağır gelebilir. Sıvı tüketmek için yemeklerden sonra 30 50 dakika bekleyin.
  • Öğün aralarında sıvı tüketin; dehidrasyon oluşmaması için günde ortalama 8 bardak su içmelisiniz. Yemek yerken sıvı tüketmek sizi çok tok hissettirebilir. Bu nedenle yemeklerden çok önce ya da sonra sıvı tüketmek sizin için daha iyi olacaktır.
  • Gıdaları iyice tüketin; mide geçişi ilk başlarda çok zor olacağı için yiyecekleri iyice çiğnemek daha iyi olacaktır. tıkanma oluşması ve kusma bulantı gibi sorunlar da bu sayede ortadan kalkacaktır.

Gastrik Mini Bypass Hazırlığı

Gastrik mini bypass hazırlığı öncelikle psikolojik olarak başlamaktadır. Kendinizi psikolojik olarak bu duruma hazırlamalısınız. Kalıcı bir tedavi olduğunu unutmamalısınız. Beslenme düzeninde değişiklik olacağını da bilmelisiniz. Bu tamamen normal bir durumdur. Ameliyat öncesi beslenme düzeninizde değişiklik yapmak ameliyat sonrasında çok işinize yarayacaktır. Öyle ki ameliyat olmadan önce bir miktar kilo vermek sizi büyük ölçüde rahatlatacaktır. Karaciğerde yağlanma olması kapalı ameliyatı güçleştirir. Eğer belli standartta kilo veremezseniz açık ameliyat olmak zorunda kalabilirsiniz.

Türkiye’de Gastrik Bypass Olmanın Avantajları

Türkiye’de gastrik bypass olmanın avantajları şu şekilde gösterilebilir;

  • Tedavi maliyetleri oldukça uygundur
  • Satın alma gücü yüksektir
  • Yüksek tedavi başarı oranları
  • Beslenme listesi olmadan tedavi imkanı
  • Planlanmış tedavi ve konaklama imkanı

Obezite tedavilerinde Türkiye en sık tercih edilen ülkelerden bir tanesidir. Sağlık turizmi son derece gelişmiştir. Bu nedenle siz de mide bypass ameliyatı için Türkiye’yi tercih edebilirsiniz.

Türkiye Obezite Tedavi Fiyatları

Türkiye Obezite Tedavi Fiyatları
Türkiye Obezite Tedavi Fiyatları

Türkiye obezite tedavi fiyatları son derece değişkendir. Obezite tedavi merkezleri arasında değişiklik olabileceği gibi tedaviyi uygulayacak hekimin tecrübesi de fiyatlarda etkendir. Ancak şunu bilmelisiniz ki Türkiye’de cerrahi işlemlerde kullanılan materyaller oldukça kalitelidir. Bu durumda bizlerden danışmanlık alarak en uygun fiyatları almanız daha doğru olacaktır. Bu sayede bütçenize en uygun tedavi fiyatlarını öğrenerek kısa sürede istediğiniz kiloya ulaşabilirsiniz.

En iyi danışmanlık hizmeti için bizimle görüşerek uygun fiyatlarda mide bypass ameliyatı olabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir