Vücuda Yeni Bir Fabrika İnşaatı: Karaciğer Nakli

Organ transplantasyonu her yıl birçok insana yeniden bir hayat kazandırmaya devam eden artık rutinleşmiş, kabul görmüş ve doğrudan çözüm vaat eden operasyonlardır. En çok nakli yapılan organ böbrek olsa da vücudumuzda binlerce farklı görevi üstlenen ve hayati öneme sahip, ayrıca en büyük organımız olan karaciğerin naklini yok saymamak gerekmektedir. Bu yazıda karaciğer ve transplantasyonu ele alınmaktadır.

Karaciğer Nedir? Neden Önemlidir?

Karaciğer, vücudun en büyük bezi ve deriden sonra en büyük organı olup karın boşluğunun üst tarafında bulunmaktadır. Regio hypocondrica dextra’nın tümünü, regio epigastrica sinistra’nın bir kısmını doldurup linea medioclavicularis sinistra’ya kadar uzanır. Sağ böbrek, sağ böbreküstü bezi, duodenum, özofagus, mide ve kolon ile komşudur. Vücut ağırlığının yaklaşık % 2’sini oluşturur.

Karaciğer naklinin gerekliliği ve karaciğer yokluğunun hayatla bağdaşmayacağını kavrayabilmek için karaciğerin temel ve en önemli görevlerine göz atmak gerekir.

Yağların fiziksel sindirimi için gerekli olan safra salgısını üretir ve safra kesesine aktararak depolar. Atık maddelerin, alkolün ve ilaçların detoksifikasyonunda rol alır. Kan şekerinin ayarlanmasındaki rolünü glukoneogenez, glikojenez ve glikoliz döngüleri üzerinden sürdürür. Albümin gibi bazı protein ve enzimlerin, kan pıhtılaşma faktörlerinin yapım yeridir. Ayrıca keton cisimciklerini üretir -ancak kullanamaz-. Vücudun demir, vitamin ve yağ deposudur. Termoregülasyonda rolü vardır. Patojenlerle savaşta karaciğerin kupfer hücreleri oldukça önem taşır. Bu hücreler mononükleer fagositik sistem hücrelerindendir. Karaciğerin yapısında mide, bağırsaklar, dalak ve pankreastan gelen kanı buraya taşıyan portal ven bulunur. Bu ven ile sindirimi tamamlanıp emilen besinleri vücudun ihtiyacına göre işler, dönüştürür ve fazlasını ihtiyaç hâlinde kullanmak üzere depolar.

Karaciğer gelişmiş rejenerasyon yeteneği ile de büyük ilgi uyandırmaktadır. Organın 2/3’ü alınsa bile kalan kısım birkaç ay içinde kendin yenileyip eski hacmine ve işlevine rahatça kavuşabilmektedir.

Karaciğer Transplantasyonu Nedir? Hangi Durumlarda Gerekir?

Karaciğer nakli, canlıdan veya kadavrada alınan karaciğerin işlevini kaybetmiş karaciğer ile cerrahi operasyonla değiştirilmesidir. Dünyada ilk kez Thomas Starzl tarafından 1963 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver kentinde gerçekleştirilen karaciğer nakli, 1980’li yıllarda büyük bir gelişme göstererek, bugün karaciğer yetmezliği ile sonuçlanan pek çok durumda zorunluluk ve birincil tedavi seçeneği haline gelmiştir. Bu durumlardan bazıları;

  • HBV, HCV, HAV virüslerinden kaynaklanan akut ve kronik hepatitler
  • Aşırı alkol tüketimi kaynaklı karaciğer fonksiyon bozuklukları ve ilaç entoksikasyonları
  • Budd-Chiari sendromu, Wilson hastalığı, hemokromatoz
  • Kriptojenik siroz
  • Primer biliyer siroz, biliyer atrezi, primer sklerozan kolanjit gibi safra kanalı ile ilgili hastalıklar
  • Mantar zehirlenmeleridir. Biliyer atrezi çocuklarda en yaygın nakil sebebiyken tüm gruplara bakıldığında Hepatit B, ülkemizde başlıca nedendir.

Alkol veya madde bağımlılığı bulunan, beyin ödeminin fazla olduğu, tüm vücudu etkileyen bir enfeksiyon taşıyan, pulmoner arter basıncı 50 mmHg’dan büyük olan, kanser hastası olan, HIV taşıyan, vücudu ameliyatı kaldıramayacak seviyede olan, kontrollere ve tahlillere düzenli olarak katılamayacağını bildiren, ağır psikiyatrik sorunları olan ve ileri seviye kalp veya akciğer rahatsızlığı bulunan hastalarda karaciğer transplantasyonu mümkün olmamaktadır.

İşlem Nasıl Yapılır? Riskler Nelerdir?

İşlem Nasıl Yapılır
İşlem Nasıl Yapılır

Karaciğer nakline ihtiyaç duyulan bir hasta; ailesi, eşi veya arkadaşlarından bir parça karaciğer ile hayata tutunabilmektedir. Canlı vericilerin alt ve üst yaş sınırı 18 ve 60’tır. Verici, alıcının 4. dereceden daha uzak bir akrabası veya akrabalık bağı bulunmayan bir yakınıysa etik kurulundan gerekli onayları almalıdır. Canlı vericinin donör olduğu durumlarda nakil ameliyatı oldukça uzun ve karmaşıktır, kesinlikle uzman hekimlerce yapılmalıdır. Bu tür operasyonlarda alıcının ve vericinin ameliyatını gerçekleştirecek ekip genelde aynı anda çalışmaktadır. Tam anestezi altında vericiden karaciğerin nakledilecek parçası çıkarılır. Ana damarların ve kanalların verici için tehlike oluşturmayacak şekilde iyi korunup korunmadığı mutlaka kontrol edilmelidir. Nakil yapılacak kişi çocuksa vericiden karaciğerin sol kısımdaki küçük lobu alınır. Bu kısım tüm karaciğerin çeyreğine denk gelmektedir. Yetişkin hastalarda ise vericiden karaciğerin sağ veya sol yarısı tamamen alınmaktadır. Verici ameliyatı 4 ila 6 saat kadar sürmektedir. Ardından yeni karaciğer, kaburgaların hemen altından düz bir kesi açılarak alıcıya nakledilir, damarlar ve safra kanalları dikkatlice birleştirilir. Bazı organ nakillerinden farklı olarak işlevini yitirmiş karaciğer vücut içinde bırakılmaz, alınır ve oluşan boşluğa yeni karaciğer yerleştirilir. Alıcının ameliyat süresi 12 saate kadar çıkabilmektedir. Her aşaması ultrasound cihazı ile takip edilen ameliyatta yer yer mikrocerrahi girişimlerine de ihtiyaç duyulmaktadır. Kesi yeri dikişler ve zımbalar ile birleştirilerek hasta yoğun bakım ünitesine alınmaktadır.

 

Canlı vericiden naklin mümkün olmadığı durumlarda ise kişi gerekli testler yapılıp bilgileri kaydedildikten sonra kadavra donör bekleme listesine alınmaktadır. Trafik kazası, doğal afetler, kalp krizi gibi ani gelişen ölümler sonucu beyin ölümü gerçekleştiği belirlenen bireyin kendisi hayattayken organ bağışçısı olma talebinde bulunmamışsa da ailesi veya varsa eşinin onayı alınarak kadavra donör olabilmektedir. Bekleme listesinde mevcut kadavra donörle uyumlu bir hasta tespit edildiğinde vakit kaybetmeden hasta, nakil merkezine çağırılır ve detaylı testler yapılır. Böbrek vb. organların aksine doku uyumundan ziyade kan grubu uyumu daha temel bir ölçüt olarak dikkat çekmektedir. Her şey yolunda gittiği takdirde ameliyat, canlı vericide olduğundan daha basit bir prosedür ile gerçekleştirilir.

Nakil sonrası safra kanalında daralma ve sızıntılar yaşanabilir, enfeksiyon ve kanamalar gözlenebilir. Alıcının vücut hücreleri vericinin karaciğerinin reddedebilir. Bu risklerin gerçekleşme oranları, başarılı nakil oranlarının yanında oldukça küçük kalmaktadır ve birçok risk gelişen teknoloji ve uzman hekimlerle en aza indirilebilmektedir.

Karaciğer Nakli Sonrası Yaşam

Operasyondan sonra hasta birkaç gün yoğun bakım ünitesine alınır. Yoğun bakım sürecini sorunsuz atlatan hastalar normal odada gözlem altında tutulmaya devam ederler. Bu süreçte birtakım testler de rutin olarak uygulanır. Hastalar 5 ila 10 gün içinde evlerine dönebilmektedirler. Beslenmeye sıvı gıdalarla yavaş yavaş başlanmalı, yaşam boyu ağır yiyeceklerden ve alkolden kaçınılmalıdır. Hastaların çalışma hayatı ortalama 3 aydan sonra başlamalıdır.

Hastalara yılda iki kez öykü ve fizik muayene ve yılda bir kez ağız ve diş sağlığı açısından değerlendirme yapılmaktadır. Nakil sonrası altı aylık bir sür boyunca hastalar kan basıncı ölçümlerini doktorlarına rapor etmelidir. Altı aylık takip sonrası hipertansiyon gelişmeyen hastalar bu açıdan altı ay arayla takip edilebilir. Açlık kan şekeri ve HbA1c ölçümü ile altı ayda bir diyabet takibi ve eğer varsa yıllık göz dibi bakısı yapılmalıdır. Yıllık lipid profilleri takip edilmelidir. Daha önceden koroner arter hastalığı olduğu bilinen veya koroner arter hastalığı için risk taşıyan tüm hastalara beş yılda bir kardiyak stres testi uygulanmalıdır. İlk yıl boyunca, her 2-3 ayda bir tam idrar incelemesi yapılmalı, mikroalbuminüri düzeyi, glomerüler filtrasyon hızı takip edilmelidir. Kemik mineral yoğunluğu ölçümleri nakil öncesi ve sonrasında her yıl yapılmalıdır. Yıllık kanser taraması yapılmalı, nakil öncesi ve sonrası aşılama programına uyulmalı, yeterli fiziksel aktivite açısından her hasta izlenmelidir.

Sonuç

Karaciğer nakli tüm eksileri ve artılarıyla mutlaka değerlendirilmesi gereken bir seçenek ve hatta çoğu zaman tek seçenek olarak tahtını korumaya devam etmektedir. Karaciğer nakline ihtiyaç duymadan önce bireyler vücuduna iyi bakmalıdır. Nakil ihtiyacı doğduğu zamansa bu işi uzman hekimlere, güvenilir kurumlara bırakmak gerekir. Türkiye bu konuda nitelikli kadroları, yakından hasta takibi ve uygun fiyat garantisi ile adını duyurmayı sürdürmektedir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.